AnaSayfa | Haber | Makale | Sinema | Kitap | Şiir | Fıkra | Hikaye | Sohbet | Radyo | Burçlar | Forum | Sağlık | Duvar | Yemek tarifi
Turkish English German French  
İçinizdeki Ses! Gabile.com   Adam_Gibi_Adam:[Mersin] Suç benim değil ki. Şiir kokuyordu bakışların. Yazmamak gözlerine ihanet olurdu...     |     cafer001:[Adana] slm güzel insanlarrrr.     |     olgseverim:[Antalya] Hakkiyla yaşayan var mi ki!!.     |     BOGAZDAN:[istanbul] SENDE BENİM HATALARIMDAN BİRİSİN :)))))))))))) .     |     dokun_bana:[Diyarbakir] hişşştt, sen!evet evet sen! yaklaş yamacıma, dokun bana... .     |     Haznedar:[Balikesir] Slm naber.     |     Pasif345959:[istanbul] Merhaba .     |     eros:[izmir] başöğretmenimiz mustafa kemal atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutluolsun.     |     katyora:[Ordu] hayatı kendine zehir etmek istemiyosan benim gibi yaşa vitesi boşa al kafanıda inan çok rahat edersi.     |     SiLentDeath:[Mersin] Hastasıyız DEDE...     |     ling1:[Mersin] ya ıyı kı su skype denen sey varmıs kendını bayan olarak tanıtan erkeklerı ayna gıbı ortaya cıkarıyo.     |     PikeAS:[istanbul] 20 Kasım Nefret Cinayeti Mağduru Transları Anma Günü .     |     tolgaapx:[Ankara] İyi akşamlar herkese....     |     Mete1905:[istanbul] Yalnız bırakıp gitme bu akşam yine erken... Öksüz sanırım kendimi ben sensiz içerken....     |     Nogay34:[istanbul] Cehennem topukların üzerinde 👠👠.     |     lassanadiyarram:[istanbul] Hayat kısa, kuşlar uçuyor... .     |     PhoibosHe:[istanbul] Ah çok hüzünlü ama ne güzel İstanbulda Sonbahar....     |     yavuz1987:[istanbul] sınırlı bir dünyayı sınırsız sevmek insana acı verir...     |     su_misali07:[Antalya] Koskoca antalya da tek başına olmal cok zor.     |     v_varna:[istanbul] ....     |    
Login
Lütfen Bilgilerinizi Giriniz.
Rumuz:
Şifre:
Şifremi Unuttum

Şu an Online
1434 Üye var




Hızlı Ara | Detaylı Ara | Özel Ara | Yeni Üyeler | Popüler 100 | Ekim TOP 10

  •       GÜNÜN HİKAYESİ      

Nasil ressam olunur ? :

Adamin biri ressamdir fakat pek basarili bir ressam degildir. Haliyle tablolari da pek satilmaz, sefalet içinde sürdürürmüs yasantisini. Bir gün bu ressamin gazeteci bir arkadasi kendisini ziyarete gelmis. Sersefil halini görmüs, üzülmüs biraz. Sonunda dayanamayip arkadasina söyle bir teklifte bulunmus:

"Gel seni meshur edeyim!"
- Nasil yapacaksin ki?
- Her seyi ben organize edecegim. Ne dersem aynisini yapacaksin. Isin sonunda kâri yari yariya paylasacagiz. Seni çok ünlü ve büyük bir ressam yapacagim.

Ressam hala bön bön bakmakta, arkadasinin motor kayisinda bir siyirma durumu olduguna kanaât getirmeye baslamaktadir.
- Yahu ben yillardir resim yaparim, geldigim yer ortada. Sen nasil yapacaksin ki bunu, üstelik bu kadar kesin konusuyorsun?

- Dinle simdi. Sana bir sergi açacagiz. Yeni eserler falan yapmana da gerek yok. Hatta yarim kalmislari bile koyabilirsin, farketmez.

Ressam, arkadasinin kayisini siyirmadigina, tamamen koptuguna kanaât getirmistir artik.
- Eeee?
- Ben bu serginin duyurusunu yapacagim benim gazetede. Köse yazisi, röportajlar falan yayinlayacagiz. "Ünlü ressam.... Yeni sergisinde filanca tarz eserlere yer verecek" gibisinden seyler yazacagiz..

- Ne tarzi?
- Dur yahu, bir dinle hele. Sergi günü geldiginde sen basina bir bere takacaksin. Keçi sakal da birakacagiz. Sergiye yetismezse takma sakal yapariz. Gözüne tel çerçeve bir gözlük ve agzinda da bir pipo olacak.

- Ben pipo içmem ki?
- Yahu delirtme insani. Bir günlügüne içiver iste, seversin hem... Neyse. Davetliler gelip sergiyi gezmeye baslayacaklar, sen de ortalikta dolanmaya baslayacaksin. Tablolarin fiyatlarini oldukça yüksek tutacagiz.Insanlar tablolara baktiklarinda haliyle elestirecek seyler bulacaklardir.Sen yanlarina yanasacaksin. Onlar sana elestirilerini

söyledikleri zaman, konu ne olursa olsun gözlerinin içine derin derin bakacaksin, pipondan derin bir nefes alip verdikten sonra agir bir ses tonuyla:

"Sen hiç deniz gördün mü?", diye soracaksin?
- Hö?
- Tabi onlar da öyle diyecekler ama sen tavrini degistirmeyeceksin. Sorunu tekrar edeceksin. "Sen hiç deniz gördün mü?". Baktin eveleyip geveliyorlar,dönüp sirtini

gideceksin, baska bir sey söylemeyeceksin.
Bizim ressamin aklina yatmaz bu senaryo. Ne yapilmak istendigini de anlayamaz. Buna karsin arkadasi kendinden çok emin ve israrcidir.Parasizlik da had safhadadir aksi gibi. Çaresiz kabul eder ve süreç baslar.

Bizim gazeteci, söz verdigi gibi organize eder sergiyi. Gazetesinde yazilar, röportajlar falan girla gider. Ünlü ressam bilmem kim, filanca tarzinda yaptigi son eserlerini sergiliyordur. Haber birkaç basin organina da siçrar. Sanat camiasinin ilgisi iyice yogunlasmistir. Bu arada bizim ressam en keçisinden bir sakal birakmis, iyisinden bir pipo temin edip tüttürme talimlerinde bulunmus ve bitpazarindan da bir adet entel gözlügü takip Fransiz usulü bir berenin altina hepsini yerlestirmistir, beynini disarida birakarak.

Büyük gün gelip çatmistir. Sergi açilisi... Davetliler, basin, galeri patronlari, yeni zengin olmus züppeler, "Aman da kültürlü olalim",diyenler, kültürü yillarin birikimi degil çarsidan pazardan alinan bir sey zannedenler, "Zamani gelince yapariz", diyenler... Bizim ressam da ortalikta gezmektedir yeni kostümüyle. Resimler ise hatalarla dolu

olarak ortalikta sergilenmektedir. Vatandasin birinin yanina yanasir bizimkisi.
Adam resme küçümser gözle bakar ama resmin fiyati korkunçtur. Öyle ki bizim ressam bile ürkmüstür fiyatlardan.
Sanatsever: "Üstat, bu resimdeki dag kompozisyonu... Hani diyecektim ki renk tonlari pek natürel degil gibi. Sizce de öyle degil mi?" Zaman gelmistir. Bizimkisi piposundan derin bir nefes alir. Ayni derinlikte bakislarla bakar tel çerçeve gözlüklerinin ardindan. Ve çikardigi dumanlar içinden adama söyle der: "Sen hiç deniz gördün mü?"

Adam afallamistir. Soru bir dag manzarasi ile ilgilidir.
- Ama beyefendi , bu resim, yani dagin tonlarini diyordum...
Sözünü keser bizimkisi: "Sen hiç deniz gördün mü?"
Adam resme dönüp bir daha bakar. Sanki farklilasmistir. Evet ortada belki deniz yoktur ama hayalinde bir deniz göremeyen bir insan olarak dagin tonlarini nasil elestirebilir ki? Resim sadece görüleni mi anlatir oysa... Ya görülmeyenler, onlari çagristiramaz mi? Renkler ille de her seyin dogasini yansitirsa fotograftan ne farki kalir resmin?

Bu sanatin ruhu nerededir?
"Özür dilerim üstat!", der ve hemen bir isaretle yardimcisini yanina çagirir, resmi satin almak istedigini, gerekli islemleri yapmasini söyler.

Ressam sasirmistir. Ama sikâyetçi degildir. Nasil oldugunu anlamamistir ama bir tablo satmistir. Hemen baskalarini aramaya koyulur.

Sik giyimli bir bayan dikkatini çeker bir resminin önünde. Aksilik bu ya,tamamlanmamis bir resimdir...
- Oh, üstat, iyi ki geldiniz. Ben size seyi soracaktim. Bu eseriniz... Sanki anlatilacak seyler varmis da anlatilmamis gibi... Derin bir pipo nefesi ve derin bir bakisin ardindan ölümcül soru gelir:

"Sen hiç deniz gördün mü?"
-Pardon?
-Sen hiç deniz gördün mü?
Kahretsin... Iste sanatçiyla benim farkim. Ben resmin görünenini görebiliyorum. Arkasini göremiyorum. Oysa o... Ruhuna iniyor... Belki anlatmak istediklerini çizmek zorunda bile degil. Daha denizi göremeyen ben firçanin kivrimlarindaki duyguyu nasil algilayabilirim?

Aliyorum! Kaç paraysa... Sanata fiyat biçilmez...
Bu sefer de tutmustur. Bizimkinin keyfi yerindedir. Ve sonra bir baskasi,bir baskasi daha... Iki gün içerisinde yarim yamalak ne kadar tablo varsa satilir sergide. Diger gazeteler, yayin kuruluslari röportaj yapmak için siraya girerler. Ünlü ressam bilmem kimdir artik... Mazide ne oldugu pek de önemli degildir... Sergi bitip hasilat elde edilir. Bu karmasa içinde gazeteci arkadasla pek görüsme imkâni da bulamamistir. Is bitiminde basta konusuldugu gibi hasilatin bölüsülmesine gelmistir sira. Oturup hesap

kitap yaparken pek keyiflidir gazeteci arkadasi. Ressama dönerek:
"Gördün mü bak...Sayemde ünlü de oldun. Bir sürü de para kazandin. Artik sirtin yere gelmez. Bu iyiligimi de unutma...simdi benim payimi ver", der.

Bizimkisi yanit verir, pipo dumanlari ve tel çerçeve gözlüklerinin ardindan:
"Sen hiç deniz gördün mü?"

.:. Editör : Administrator .:.       

Okunma: 1990

»» Diğer Hikayeler ««


|   İletişim  |   Sözleşme  |   Yardım  |   Site Haritası  |  

Gabile.com bir tanışma, arkadaşlık ve eğlence servisidir.
Bu siteye üye olan herkes Kullanıcı sözleşmesini okumuş ve kabul etmiş sayılır.
Her hakkı saklıdır. Copyright ©1999-2013 GaBiLe


GaBiLe Bir Kodme Hizmetidir.