AnaSayfa | Haber | Kitap | Sohbet | Radyo | Burçlar | ilanlar | iletişim
Turkish English German  
İçinizdeki Ses! Gabile.com   eros:[izmir] Yağmurda yalnız ıslanmak sana da serin değil mi ?.     |     Love_AngeL:[izmir] You can go everywhere with your lies but you can never go back....     |     Amberin:[Kayseri] Şansa inanmam! isteyelim herşey olur! Evim ve kameram müsait....     |     shemaleberrak:[istanbul] istanbul bakırköy travesti berrak ).     |     xDrive87:[izmir] Türkiye nin Her Yerinden Olgun, Sırdaş,Samimi,Kültürlü Beylere Selam.(Sürekli Seyahat Eden Biriyim).     |     GAY45:[istanbul] Ömrümün vefasıydı seni sevmek. Zamansız gidişim bu nedemek. Ezanlar okunuyor kalk..     |     tugce34:[istanbul] Kalbin aynasını gözler olarak kabul eden kişiye sesleniyorum artık kalbin aynası yok !!!.     |     Serkantanberk:[istanbul] herkese merhaba, bahar geliyo.. havada aşk kokusu var.....     |     Ufukcan68:[Aksaray] ßir gün aşklar ßiter hatıralar kalır....     |     retrosong_34:[istanbul] Bisex bayan profili açıp, mesaj atan erkekler cidden bıktırdınız !!!!!.     |     Seker_Ap_21:[Mugla] Asıl mesele, bir şeye sahip olmak değil, sahip olduğuna layık olabilmektir..     |     nfozkan:[istanbul] Biz bu sokakların cefasını çekmişiz sahte sözler tüketene sözle ateş etmişiz..     |     berk_kull:[Sakarya] farklı kimliklerin dostça mücadelesi olsun :)).     |     bizzt:[istanbul] AŞK AŞK AŞK!.     |     muteman:[istanbul] özgüveni olanlar gelin lan :).     |     Guardlove:[istanbul] Hayat zor şartlarda bile gülümsemesini bilenleri sever.     |     dokun_bana:[Diyarbakir] yaklaş yamacıma, dokun bana.     |     yas19pasiff:[isparta] Ben kötü birisi değilim sadece sessizliği bilirim..     |     hairymature34:[istanbul] Selaaam.     |     orhan2017:[istanbul] Merhabalar ....     |    
Login
Lütfen Bilgilerinizi Giriniz.
Rumuz:
Şifre:
Şifremi Unuttum

Şu an Online
5112 Üye var




Hızlı Ara | Detaylı Ara | Özel Ara | Yeni Üyeler | Popüler 100 | Mart TOP 10

  •       GÜNÜN HİKAYESİ      

ANT:

Okulda birçok çocuk, birbirleriyle ant içmislerdi. Kan kardesiydiler. Bazi kizlar bile kendi aralarinda ant , içmislerdi. Bir gün, bu yeni ögrendigim görenegin nasil yapildigini da gördüm. Yine arka rahlelerdeydim. Küçük Hoca aptes almak için disari çikmisti. Büyük Hoca, arkasini bize çevirmis, yavas yavas, bir sümüklüböcek kadar agir, namazini kiliyordu. Iki çocuk tahta sapli bir çakiyla kollarini çizdiler. Çikan büyük, kirmizi damlayi kollari üzerinde bu çizgiye sürdüler. Kanlarini karistirdilar. Sonra birbirlerinin kollarini emdiler. Ant içerek kan kardesi olmak... Bu beni düsündürmeye basladi. Benim de kan kardesim olsa, hocaya kulagimi çektirmeyecek, üstelik falakaya yatacagim zaman beni kurtaracakti. Koca okulun içinde kendimi yapayalniz, arkadassiz, koruyucusuz saniyordum, anneme düsüncemi, her çocuk gibi birisiyle ant içmek istedigimi söyledim. Andi tanimladim. Razi olmadi:

- Öyle saçmaliklar istemem. Sakin yapma ha... diye uyardi beni. Ama ben dinlemedim. Aklima ant içmeyi koymustum. Fakat kiminle? Bir rastlanti, beklenmeyen bir kaza bana kan kardesimi kazandirdi. Cuma günleri bizim evin bahçesine ,bütün komsu çocuklari toplanirlardi. Aksama kadar birlikte oynardik. Arkamizdaki evlerin sahibi Haci Budak'larin benim kadar bir çocuklari vardi ki, en çok adi hosuma giderdi: Mistik... Bu sözcügü söylerken tad duyar, boyuna tekrarlardim. Öylesine uyumluydu ki... Kizlar bu güzel ada uydurulmus kafiyeleri, Mistik'i bahçede, sokakta görünce bir agizdan söylerlerdi; hâlâ hatirimda.

Mustafa Mistik,

Arabaya kistik,

Üç mum yaktik,

Seyrine Baktik!

diye bagrisirlar, ellerini yumruk yaparak ona karsi dururlardi. Mistik hiç kizmazdi. Gülerdi. Biz de, bazen bu dörtlügü bagirarak tekrarlar, eglenirdik.

Bu mini mini siir, benim hayalimi bile etkilemisti. Rüyamda, birçok arsiz kizin Mistik'i büyük bir göçmen arabasina sikistirarak, çevresinde üç mum yakarak seyrine baktiklarini görürdüm. Niçin Mistik öyle uslu dururdu. Niçin birden firlayip bu kizlara birkaç tokat atmaz, sikistigi katran kokulu arabadan kurtulmazdi? Hepimizden güçlüydü. Adi gibi her yani yuvarlakti; basi, kollari, bacaklari, bedeni... Hatta elleri... Bütün çocuklari güreste yenerdi... Yazin her cuma sabahi büyük bir deste sögüt dali getirirdi. Bu dallardan kendimize atlar yapar, cirit oynar, yarisa çikardik. Yarista da tümümüzü geçerdi. Onu hiçbirimiz tutamazdik. Iste yine böyle bir cuma günü, Mistik sögüt dallariyla geldi. Ben uzununu kendime ayirdim. Öbürlerini çocuklara dagittim. Bir çakiyla bu dallarin ucunu keser, kabuklarindan iki kulak, bir burun çikartir, tipki bir at basina benzetirdik. Bunu en güzel ben yapardim.

Kendi atimi yapiyordum. Mistik'la diger çocuklar siralarini bekliyorlardi. Nasil oldu, farkina varmadim, sögüdün kabugu birden yarildi. Arasindan kayan çaki sol elimin isaret parmagini kesti. Sulu, kirmizi bir kan akmaya basladi. O anda aklima bir sey geldi: Ant içmek... Parmagimin acisini unuttum, Mistik'a,

- Haydi, dedim, bak elim kesildi. Kan kardesi olalim. Sen de kes...

Siyah gözlerini yere dikerek, büyük, yuvarlak basini salladi:

- Olur mu ya... Ant için kol kesmek gerek...

- Canim ne zarari var? diye üsteledim, kan degil mi? Hepsi bir. Ha koldan, ha parmaktan... Haydi, haydi!... '

Razi oldu. Elimden aldigi çakiyla kolunu, üstelik biraz derince kesti. Kani o kadar koyuydu ki, akmiyor, bir damla halinde kabariyor, büyüyordu: Parmagimin kaniyla karistirdik. Önce ben emdim. Tuzlu, sicak bir seydi. Sonra o da benim parmagimi emdi.

Bilmiyorum, aradan ne kadar zaman geçti? Belki alti ay... Belki bir yil... Mistik'la kan kardesi oldugumuzu unutmustum nedense. Yine birlikte oynuyor, okuldan eve birlikte dönüyorduk. Bir gün hava çok sicakti. Büyük Hoca, bize yarim günlük tatil verdi. Tipki persembe günü gibi... Mistik'la sokagin tozlari içinde yavas yavas yürüyorduk. Ben fesimin altina mendilimi koymustum... Terimi silemedigim için yüzüm sirilsiklamdi. Büyük, genis bir yoldan geçiyorduk. Kenarda yigilmis bir duvarin temelleri vardi. Birdenbire karsidan iri, kara bir köpek çikti. Kosarak geliyordu. Arkasindan birkaç adam kalin sopalarla kovaliyorlardi. Bize, "Kaçiniz, kaçiniz, isiracak!.." diye bagirdilar. Korktuk, sasirdik. Öyle kaldik. Önce ben biraz kendimi toplayarak, "Aman, kaçalim..." dedim. Gözleri ates gibi parlayan köpek bize yetismisti. O zaman Mistik, "Sen arkama saklan!..." diye haykirdi, önüme geçti. Köpek ona saldirdi.

Ilkin hizla birbirlerine çarptilar. Sonra tipki güresir gibi bogaz bogaza geldiler. Köpek de ayaga kalkmisti.

Biraz böyle savastiktan sonra ikisi de yere yuvarlandilar. Mistik'in küçük fesi, mavi yemenisi düstü. Bu savas, bana pek uzun geldi. Titriyordum. Sopali amcalar yetistiler. Köpege odunlarinin bütün gücüyle birkaç tane indirdiler. Mistik kurtuldu. Zavallinin kollarindan, burnundan kan akiyordu. Köpek, kuyrugunu bacaklarinin arasina sikistirmis, agzi yerde, dörtnala kaçti. Mistik, "Bir sey yok... Acimiyor... Biraz çizildi..." diyordu. Evine götürdüler. Ben de hemen evimize kostum. Anneme basimiza geleni anlattim. Abil Ana, beni yere yatirdi. Uzun uzadiya kasiklarima, korku damarlarima basti. Öyle bir duâ okuyarak yüzüme üfledi ki, sarmisak kokusundan aksirdim.

Ertesi günü Mistik okula gelmemisti. Daha ertesi günü yine gelmedi... Anneme, Haci Budak'lara gidip Mistik'i görmemizi söyledim.

- Hastaymis yavrum, dedi, insallah iyi olunca yine oynarsiniz, simdi rahatsiz etmek ayiptir.

Ondan sonra ben her zaman Mistik'i iyilesmis bulacagim umuduyla okula gittim.

Ne yazik ki, o hiç gelmedi... Köpek kuduzmus. Baktirmak için Mistik'i Bandirma'ya götürdüler. Oradan Istanbul'a göndereceklerdi.

Sonunda bir gün isittik ki, Mistik ölmüs...

Erken kalktigim açik, bulutsuz sabahlar, herkes gibi bana da çocuklugumu hatirlatir. Bellegimde sonsuz ve mor bir tanyeri ülkesi gibi kalan dogdugum yeri gözümün önüne getirmek isterim. Ve hep, farkinda olmayarak sol elimin isaret parmagina bakarim. Birinci bogumun üstünde hâlâ beyaz çizgi seklinde duran bir küçük yara izi, bence çok kutsaldir. Andi için ölen, hayatini mahveden kahraman kan kardesimin, sicak dudaklarini tekrar parmagimin ucunda duyar, beni kurtarmak için kendisinden büyük, kudurmus, iri ve kara çoban köpegiyle pençelesen o aslan ve kahraman hayalini görürüm.



.:. Editör : Administrator .:.       

Okunma: 2226

»» Diğer Hikayeler ««


|   İletişim  |   Sözleşme  |   Yardım  |   Site Haritası  |  

Gabile.com bir tanışma, arkadaşlık ve eğlence servisidir.
Bu siteye üye olan herkes Kullanıcı sözleşmesini okumuş ve kabul etmiş sayılır.
Her hakkı saklıdır. Copyright ©1999-2013 GaBiLe


GaBiLe Bir Kodme Hizmetidir.